19 Ağustos 2011 Cuma

tek günahın sorumlusu..

benim hiç ' babaannem hep şöyle derdi' li cümlelerim olmadı,, hiç tanıyamadım ki ben onu.. sokağa çıkardım üstüm başım çamur,, yine çamurla oynardım.. dedemin bir sinekliği vardı, ayakkabı derisinden, ondan korkar hiç sevemezdim beyaz sakallarını.. elini öperdim usulca, beni öperdi usulca.. bir de öteki dedem vardı benim.. şakalar yapardı, gülerdik,, severdi de beni.. ama ben ondanda kaçardım.. 'hangi dedeni daha çok seviyorsun?' sorularına,, 'seni,, en çok seni seviyorum' diyemeden gitti.. yıllardan bir yıl, doğum günüm günüydü.. ondandır hep o gün yarım gülmelerim.. beni en çok sevende anneannemdir,, adını adımda taşırım da ondandır sahiplenişi.. ama hep sessizdir,, gözleri de toprağa bakar ya çok da duymak istemez bizi..

ne dersem diyeyim kökenimdir onlar benim.. var oluşumun ilk adımlarında birikir.. sevseler beni görmeseler ya da sevmeseler de benim kanım onların kanıdır.. damarlarım onların soyunu taşır,, soyadlarını taşıyamasam da.. namusuyum ya şimdi ben onların,, günahlarım kimin boynuna asılır? var olanda mı kalıyor tüm suç var edenin de ortaklığı var mıdır?

günah neydi,, biçimlendiren onu, şekil veren kimdi? bir kere işlendi mi devamı geleceği garantisini  kim sundu? günahın bu suçu kimin üstünde  de ben olanca korkularımla yaşıyorum,, aynı hatalardan geçme endişesini içimde taşıyorum..bu esarete tutan beni kim? ya da en temel soru bu günahın sorumlusu kim?kendinin işlediğini bile bile cezasını birlikte çekmeye mahkum oldukların var bu hayatta.. darağacında yalnız olmadığın gerçeği var.. yanan kömür sırf senin için değil,, senin suçunun ortakları var.. hepsinin vebali kimin üstüne peki? paylaşılamayan tek bir günah var.. sorumlusu kim?!!

korkularla yaşayamazsın.. ya suçsuzsa senin yüreğin?.. bilirsin güneşte döner ayçicekleri sen daha ufacık çekirdeksin.. bembeyazken için,, dışını saran kabuğu ne diye karartırsın.. günahın bedeli sana değil,, günah sana değil.. önce kökenlerde ara yalanı, endişeler körelsin.. suç ortakların var senin bilirsin.. aslında kandırılmış bir de ruhun.. ona güven,, sen aklanıcak olansın......

1 Haziran 2011 Çarşamba

bir kitap ki '' Elif ''

hidayete ermek mi denir buna?! bilmiyorum.. kendi içimde hayatın geçişlerindeyim.. çok yalnızlıklar gördüm,, kalabalıklarda boğuldum.. ''Elif'' neydi benim için,, hiç anlamadım...

kendi tutsaklığında geçen bir tren yolculuğunun öyküsü bu kitap.. Paulo Coelho, en sevdiğim yazar, mistik yolculuklarıyla beni özendiren yüce mi denir bilmem eşsiz insan.. nasıl bir yokoluşluk boşluk içimde ki.. her türlüsünü denemeye özendiğim ruhsal geçişler.. önce ki bir yaşamım var mı benim,, neydim kimdim?! sorgular bedenim ruhumu beynim kendi serzenişinde.. ateş çemberine  girip kaybolmak istedim.. ya ruhum boşluğuna takılırsa evrenin?! bu korkularla varmak istediğim noktaya gidebilir miyim?! korkağım bende.. korkmaktan korkuyorum.. kitapta ki Hilal gibi hırçınlıklarıma bürünüyorum.. kaçırıyorum tüm varoluşluğu,, ezerek dünyayı kendimi eziyorum.. ben aynı Hilal gibi birinin yüreğine umut olmak için Türkiye'nin ruhunu taşıyorum.. ve kan hangi noktada akar şimdi,, deriden sızan kırmızı sıvı mıdır bizim yaralarımız?! yüreğimde toplanan kan denizi çare midir buna?! bilmiyorum, ben yaşamıyorum artık.. 'elif' uzakta çünkü ben ne şu andayım ne geçmişte ne gelecekte.. ruhum çoktan kaybolmuş ama gittiği yer boşlukta değil,, gökyüzünde salınır durur, özgür de değil..

gördüğümde gözlerini tanıklık yaptığım aşk  neresinden  tutar avuçlarımın?! bana her anı yaşatacak 'elif' i kim taşır şimdi düşlerinde?! öyle satırlar okudum ki beni varlığa iten ve yokluğa getiren.. özendim kıskandım çaresizliğe yandım.. şimdi sadece 'elif' i arıyorum ben,, aşk ın peşinden koşmak bir parça.. bütüne varmak için ulaşmak gerek 'elif' e..

ben yaşanılası yaşanılmış yaşanılacak bütün anları kovalıyorum şimdi.. 'elif' nasıl tanımlanabilir ruhumda bilmiyorum.. Paulo Coelho nun sözlerine kulak kabartıyorum:


'' Elif'teydim, her şeyin aynı yerde, aynı anda bulunduğu nokta. 
  
Bir pencereden dünyayı ve gizli yerlerini, zamanda kaybolmuş şiirleri ve boşlukta saklanan sözleri seyrediyordum. O gözler bana varlığından hiç haberdar olmadığımız şeyleri söylüyordu; ama vardılar işte, ve bedenle değil, ruhla keşfedilmeye, tanınmaya hazır bekliyorlardı. Hiç telaffuz edilmeseler de kelimesi kelimesine anlaşılan cümleler... Aynı anda insanı hem coşturan hem de boğan duygular...

Karşıma kapılar çıkıyordu; şimşek hızıyla açılıp kapansalar da arkalarında saklananları keşfedebiliyordum-hazineler, tuzaklar, hiç yürünmemiş yollar, asla hayal edilmemiş yolculuklar.''


bu sözlerin bile anlatmaya yetmeyeceğini savunurken yazar nasıl bir duyguda can buluyordu?! tanımlanmıyor benim içinde kelimler.. cevapları bulamıyorum,, yaşamak istiyorum..

okuyun ve görün 'elif' ne yüce yer.. özendirir mi her kalbi benim gibi bilmem.. kalan üç kadından biriyim belki de.. düşünür mü herkes böyle?! aynı acılardan geçtim,, aynı kayboluşluklardayım.. cevap arıyorum,, ruhumu dinginliğe kavuşturmak istiyorum.. ve Hilal kemanını çaldıkça ben sadece yazıyorum......

24 Mayıs 2011 Salı

geçmişe dalmak..

     çocukluğuma daldığında gözlerim 'masumiyet' çarpar yüreğime.. ulaşılamaz hiçbir engel.. öyle güzel sadece gülerim.. acı bulaşmamış kısık gözlerim,, göz bebeklerimde gülümserim.. çocukluğumu düşündükçe kesiklerim gelir aklıma.. düşmüş çizilmiş diz kapaklarım.. ağaçlara tırmanmış dallara takılmış tenim.. toprak kokusu vurur beynimi,, çamura bulanmış ellerim.. top koşturan ayaklarımı düşlerim,, onca erkeğin gürültüsünde tek kız çocuğu olmanın gururuyla.. çocukluğuma dalarım,, kolumda bir altın bilezik babadan kopma.. gülerim halime,, sonra hüzün kaplar içimi aileyi tek çocukluğumda taşırım.. üzülür küçük masum gözlerim ve başlar çocukluğum şimdimi izlemeye.. ağlar gördükçe minik yüreği dayanmaz.. kafasını düze çeviririm yine de mutlu olmaz.. görür artık tenimde iyileşmiştir yaralarım önce sevinir ama bilir yüreğim tonlarca çizikle dolu içi yanar 'neden' der 'masumiyetin nerede' diye söylenir.. görür çamurdadır hala ellerim ama pislik bulaşmıştır parmak aralarıma kirlidir,, kirlenmiştir başka ellere özenmiştir.. gözleri dolar çocukluğumun,, kendi ellerine bakar çamuru  masum sadece oyunlar oynar.. 

     büyüdükçe işte günaha bulanır insan.. gülümseme dudaklarda aynı kalsa da gözlerin içtenliğine perdeler çekilir.. çocukluk yanar büyümeye özenmişliğine,, pişman olur geleceği gördükçe.. büyümüşlük çocukluğunu arar durur yine ya yok olayım ister ya da geçmişe döneyim.. kitin kaplamıştır her bir zerresi.. yaşayamaz bu leş ağırlıkla..

     ben durup durup hep çocukluğumu izlerim.. saatler saatleri kovalarken çocukluğum bir oğlan peşinde yakaladığına tekmeler savurur.. bilmez büyüdüğünde acısı yüreğinden çıkacaktır.. eğlenir gözleri saftır hisleri.. geçmişimi izleyerek büyür şimdi benim yüreğim yok olmaya restler çekmiştir hayatım.. günahı silip aklımda masum yanımı ararım.. ve bilirim bir gün gün saflığımın benim olacağını.. mısralarımda yazarım onu,, satır aralarına sıkıştırırım.. ve şimdi ben geçmişi kovalarım......

28 Nisan 2011 Perşembe

kurtul gel...

sen yazdıklarınla çelişen insan.. rahat mıdır yüreğin şimdi?!! beni en derin kuytulara sürüklerken gözlerin,, dilin kandırdı tüm güzelleri.. nereden bilebilirdim ki?!! zavallıya düştü adım.. senin için yerden yere atışlığım kendimi,, pişmanlıklara yürüdüm birden.. hani sevmiştim ben.. bide inanmıştım.. kötü diyen herkese göğüs germiştim senin üstünden.. bu kadar mı boştu yüreğin,, bu kadar mı hain kötüydü benliğin.. yazık ettin kendine bide bana yazık oldu hani kendimce..

sözlerim kadar saftı yüreğim.. yüzüm günah bilmemişti,,bedenim acısını daha çekmemişti.. temizdi tüm benliğim.. hazırdım kendimi sana adamaya.. ilk adımı da attım hani,, engellenene kadardı yollarım.. sözlerine gülümsedim.. tatlıydı bakışların.. sevgiyi istediğini sandım..  oysa sadece sözlerinmiş aşk olan.. yanlışlara yaşıyormuşsun sen.. ben seninle en doğrusunu yaşamak istedim.. kaçtın işte benden.. mutlu musun peki?!! merakım olur hislerin.. ne istediğini bilemeyen zavallı bence ruhun.. acılarına katlanamadan acı çektirmeye çırpınır düşüncelerin..

şimdi sende herkes gibi sıfırsın.. sıfırdasın.. düşmüş,, yaralamışsın.. doğrulamadan daha hayata çelmeler takmaya çalışırsın.. uzattığım elim haddinden uzun,, görmez bana tutunmassın.. ihtiyacın olan senle düşenler değil bu hayatta bilemessin.. bir ayağa kalksan belki bulursun yolunu.. yalanlar dolanmazlar ya ruhuna.. kendi önünü görürsün..

üstün başın çamur bak.. ne 'ah' lar almışsın hayattan.. bir gün gelir senin yakana yapışırlar.. hadi bırak zavallılığı,, düşmüşler mutlu eder mi ki seni.. terk et yanlışlarını.. yoksa bu dünya vardıramaz seni olmak istediğin yere kalmak istediğin geleceğe..

ömrün değilim bende,, sadece bir yolcu çamurda gören seni.. yaşama tutunmanı sağlayıp giderim bende tek isteğimdir seni başın dik görebilmek.. yoksa bu dünya yaşatmaz bataklığın içinden çıkarmaz seni.. gör ellerimi en saf duygularımlayım şimdi.. ne sevgili ne dost ne kardeş.. hiçbir şey benim sıfatım.. bil ki karanlığın adıyım.. gözlerine ışık olmak için bekler yüreğim.. boşluklara aldırmadan ilerler geleceğimiz... hani biz biriz.. yine de boşver düştüğün çukur daha da derinleşmeden kurtul gel...

19 Nisan 2011 Salı

ben içi su dolu bir kızım...

"Ben içi su dolu bir kızım
 Tüm pisliğini yıkarım yanılmışlığımın
 Yine de soyma ruhumu çelişkinle
 Soyma ruhumu
 Geceyi sel alır......"


yokluklardan kopup gelmiştik biz bu noktaya.. yaşam kurumuştu,, beslenemedim çoğu kere.. yorgun gelmişti artık her şey,, içim birikmişti yaşanmışlıklarımızla.. sus oldum,,gözlerim kaçtı senden dört bucak oldu kendi yüzüm.. ne seni görmeye tahammülüm vardı ne senden saklanmaya gücüm.. çekim noktasıydı bende oluşturduğun.. git dedikçe çektim gittim.. gel dediğin kadar yanında,, seninleydim.. sustum.. çağlar açmıştı içimde kendim.. ben anlamadım çoğu kere.. sevmiyordum sandım.. oysa aşk burnumun ucunda.. yaktı canımı.. yandı,, kül oldu işte yaşananlar.. neyle beslenir ömrümüz şimdi?..  kaçışlarına mı yanayım hiç benim olamamana mı?! gizli değil gönlüm.. ben yüreğimi en geniş ve ben yüreğimi en dar sokaklara açtım.. tanımadığım insanlar şahit sevdama.. napmak gerek şimdi?! imkansızlar da yüreğim.. sustun kaldın.. gittin bıraktın.. böylesi mi iyiydi?! yok, buna hiçte inanmadım.. içime yakınlığını arıyorum çoğu kere.. alevlememek için yüreğimi kendi kaçışlarındasın şimdi.. hani dilim konuşamadı senle,, belki kelimelerim bildirir içimi.. neydi saklamak istediğimiz sonra yoksaydığımız,, neydi bizi alıkoyan?!!

ben bekledim çoğu kere,, umudumdun yıkıldın.. sonra yine var olup yok oldun.. bunun adını sen ne koydun?! hani sanki beklicem yine de.. dilim ne derse desin çevreye kim ne sanarsa sansın beni.. yine beklenen olacak gözlerin.. bu çelişkiler bitirdi beni.. hareket edemez oldum.. tüm eklemlerim ağrır şimdi.. hani ağır gelmeye de başladı yüreğim.. napmamı bekliyosun şimdi,, ben napmam gerektiğini bilemedim de.. yardım çağrısı şimdi.. yine de gözyaşlarımın esiri değilim..  bu da iyi bir şey.. ağlasam ölürdüm çünkü.. bilemessin bunu bende nasıldır.. bilme de zaten.. yaşamakta istemem.. zor gelir bana ölümler ve erir gün geçtikçe yüreğim bi bakmışsın yok olmuşum.. yok olmamı istemezsin değil mi?!!

sorularım sorularımı kovalar.. içi su dolu bi kızım hani ben çelişkilerin başımı ağrıtır.. cevapları bulamassam ömrüm yontulur.. görmüyor musun nasıl da eriyorum.. kurtar beni diyemem hakkım değil ama yardım çağrısı yine.. belki yazışlarımdan haberdarsın cevap ol bana,, en azından  karanlıktan çıkar beni...... hadi sadece var et beni...

15 Nisan 2011 Cuma

iyi ki vardı!!

içinden geldiği anda yok etmelisin geçmişi ve geleceği.. elinde ne varsa yaşamalı bazen insan.. aklına koyduğunu yapabilmeli.. öyle güzel vaatlerle gelmeli ki red imkansıza bürünmeli..

en güzeliydi verdiğim,, verebileceğimin.. tüm saf hissim yayıldı dünyaya,, en güzel sokaklardan duyurdum ben sesimi.. bağırdım,, haykırdım,, çığlıklar attım.. var olmandı umudum,, hayatıma doğmanı bekledim.. acıydı içim,, ekşi bir tat ömrümde.. ellerimi uzattım göğe dualar ettim.. var ol dedim..şimdi gözlerin gitmiş benden,,elimde kalan neydi bilemedim.. konuşamadım sesim yetişmedi sana.. utanç doldum,, çekiniklik oldu sözlerim.. hayat neden yok etti beni bilemedim.. var ol diledim.. ömrüm aklanmadı ne yapsam çıkmadı yüze.. gülüşlerim bende saklı kaldı,,sevişlerim içime saklı,, bakışlarım hiç olamadı..

sakin bir yolda yürüdüm.. korkuların arkasından açtım içimi sana ve kaçtım alabildiğine.. uzaktan seyre dalsam çok mu zavallı durur yüzünde yüzüm ?! ne yapsam bana acı..uzaklık ve yakınlık arasında ki dar  duvarda sıkışmış küçük bedenim.. ne sıyrılabilirim içinden ne de durmak isterim öylece.. asılı kalmış olanlar,, bir ip sarkıtmışlar ömrüme boğazıma dolanmış.. yine de atışı yavaşlayan kalbim yaralanmış.. herkes dur dilemiş,, hepsi bitsin istemiş.. umutsuz  görülmüş yüreğim.. sevdam içinde alçalmış.. yalan dolan değilde gerçekler ağırlaştırmış yaşamı.. sevda anlamını yitirmiş..

en güzelini verdim yine de.. en iyisiydi yüreğimin sesi.. renkli kartonlara döşeyip yüreğimi gezdirdim oradan oraya.. tanımadığım insanlardı kalplerimi açtığım,, anlamadılar çoğu kere beni.. gördüler yine de sevdamı,, gülümşeyişler candandı da yardım eli olmadı hayatımız.. kesişemedik hiç biriyle.. ve yanan yüreğim serinlemedi kendince.. yine de huzurdu içim.. özgürdü düşüncelerim.. gecenin soğuk karanlığı ayaz rüzgarını içime çekip "oh" diyişimdi yankılanan..

ben en güzelini yaptım.. yüreğimi tutamasa da yüreğin ben istediğimi yaptım.. mutlu kıldığım yüzü,, en içten gülümseyişim oldu.. hayatımın bir yerinde iyi ki de vardı.. "var ol" dedim,, olamadı.. yine de işte burada "iyi ki vardı"......

21 Mart 2011 Pazartesi

ışık,, yandı yandı söndü...

en yüce varlıklar dolandı yine beynimde.. ilaha giden bir yoldu düşünceler.. küfürler savurup geri döndüler.. bilemediler, anlamadılar.. yaşam boş bir çukurdu en dibini gördüler.. halatlar uzatıldı,, tahtalar döşendi önüme.. taş duvarlar ayrılamadı yine de.. çamur sıvıydı midemi doldurdu.. kana karıştı,, pislik damarlarımda dolaştıkça dolaştı.. sarhoşluk dediler adına,, şarkılar söyletti, masallar dinletti, hıçkırıklara meze oldu yaşam.. bir kendini bilemedi,, bir de geleceğini göremedi.. acıydı ızdıraptı sonu,, ne kemiklerinde sızanı hissetti ne kalbinde yananı.. çamurdu,, pislikti,, sarhoşluktu.. içti içti içti.. önünü göremedi.. kokusunu duyumsadı,, karanlık koktu önce yalnızlık buldu onu.. tiksindi kendinden ve kaçtı benliğinden.. köşelere sindi elleri kolları.. gövdesi çöktü kaldı.. halatları arandı birden.. arandı,, arandı,, bulamadı.. kalakaldı bir başına,, arada ışıklar çaktı, göz bebekleri gördü binlerce,, yalnızlığın içinde ki çoğul kavramını o zaman öğrendi..

Sustu,, duruldu yaşları hıçkırıklar çığlıklar çekti kendini.. az daha bağırsa ölecekti.. son nefes ihtiyacı oldu son bir ışık diledi.. buldu aradığını,, karanlığın içinde simsiyah parlayan iki ışık.. umudu oldu,, özlemi sonra korkusu sardı telaşı.. heyecandı içinde yananlar,, onu kendine yaklaştıranlar.. pislik doluydu içi saf temiz adı konuldu.. mut oldu işte o zaman,, zaman.. gülümsemelere sahip olundu,, yaşadım dedi ve yaşıyorum.. bir çift siyah göz derinliklerin içinde daha derine çekti.. bilinmezlik baş gösterdi umutlar çoğaldı,, umutlar öldü.. sus oldu içi,, sustu oturdu.. siyah ışık yandı yandı ve söndü ve yine yandı.. kararsızdı kendinden gösterip kaçıyordu bir de susuyor yaklaşıyor uzaklaşıyordu.. ses yoktu,, söz yoktu.. anlam doldu bakışlar,, anlamadılar.. habersizdi olup biten,, anlatamadılar.. nereden baksan acı nereden baksan sevinç.. yürüdü gitti hasret en yakından.. en uzağına koştu bir de özlem.. sarıp sarıp yaşamı dağıtarak bıraktı.. kül oldu geçmiş,, gelecek çıralarını yakamadı.. sevda denen özne bizim olamadı.. ve aşk yaşanmaya layık görülmedi.. yakınlık kondu da adı  kimse bilemedi.. ışık yandı yandı söndü..

Toz oldu yaşananlar avucumda toplandı,, sus oldu yaşananlar yüreğimde saklandı......

24 Şubat 2011 Perşembe

karanlıklarda kayboluşum...

yolum varken  gitmeliydim belki de.. hiç kalp kırmadan çekilmeliydi bu acı.. en başta evet dememeliydim.. böyle gülmemeliydim yaşama.. o zaman şimdi verdiği bunca acıyı bana vermezdi hayat...

ne garip böyle boşluklarda yaşamak.. acının içinde yanıp kavrulurken karanlığın içinde bomboş olduğunu hissetmek.. aşk değildi bitiren,, nefret hiç olmadı,, hüzün biraz kapımı çaldı ama yollara adanmışlık işte bunu düşününce acı tarafı vurur yüreğimi hayatın.. kendi adanmışlığımdır bu.. günahımdır kendimi teslim etmem.. böyle yıkık böyle acınası.. kirlerim ellerimden çıkmaz, gözlerim boş yokluklarım kadar... saç tellerime bile yapışmış pişmanlık,, içim... ah içim... nasıl bir kaçışta yaşar insan... kendini bırakıp köprü altında, ruhunu nasıl kovalar beden.. kaça bölünmüş olur ki böyle yaşam.. ben kaça bölünebilirim ki?!!

karamsarlıklara bulandı bak yine ruhum, yaşadığım yer yok etmeye meyilli beni.. çöplüklerimden çıkamıyorum,, tozlu anılar kaldı içimde üfleyecek nefesi bulamadım bir türlü.. düşüncelerle başa çıkamadım ve alıp götürdü yaşam beni,  sancıların en derinine... orda ki hayatı göremez oldum,, yaşadığımı bile anlamazken boşluklara savruldum... bomboş bomboş bir düşüncenin içinde karanlıklarda kayboldum......

24 Ocak 2011 Pazartesi

insanlıkta ki ben!!

gün geceyi vurdu.. şehir sessiz,, uyuyordu.. ışıklar birer birer söndü.. karanlık hakimdi yerde gökte.. deniz bile dalgalarını vurmuyordu kıyıya,, susmuştu herkes gibi, her şey gibi.. bir bendim gözleri kapanmayan yaralarım göz kapaklarımdaydı ne kadar hareket ettirirsem o kadar acı vuruyordu göğsüme.. nefesim kesilip ölüme çağrılıyordum.. uyuyamadım.. ışığım bozuyordu geceyi.. gözlerim yansıyordu ve gölgelerim oluşuyordu dört bir yanımda.. korkuyordum.. şehir sessizdi ama ben delice haykırıyordum.. acı acı ve acı.. kapanmayan gözlerim,, alamadığım her temiz nefes.. kendi içimde boğuluyordum yine de koşabiliyordum ve çığlıklarım her tarafı sarmıştı.. şehir teker teker uyanıyordu bu sefer.. güneş karşılamadı kimseyi  karamsar duygular vardı.. her yere dağılmış, her kalbe konmuş.. şimdi herkes biraz biraz benim acımı yaşıyordu.. ve benim için yaşam bütün insanlığa dağılıyordu.. bin değil on bin değil milyonlar benim yüreğimi taşıyordu.. mutluluk adını kaybetmiş her geçene soruyordu 'kimim ben?' cevapsızdı,, benim düşüncelerim öyle bir dağılmıştı ki herkes unutmuştu,, mutluluk neydi?! gülümsemeler  herkesin kapısındaydı,, bol kahkahalar,, sevinçler ama kimse hiç kimse mutlu değildi.. benim içimi yaşadı herkes ve herkes benim çığlıklarımı yaşattı her nefes alış verişlerinde.. şimdi herkes susuyor kimse konuşmuyordu yersizdi yaşam sonu gelmişti insanlığın beni devam ettiren herkes ölümü tadabilmeliydi.. anca böyle gelecekti benim için son ve anca böyle başlayacaktı içimde ki sonsuzluk.. acılar gidecekti mutluluk kendini hatırlayacaktı ve benim kanım son damlasını akıtmış olacaktı.. insanlık benden nefretle bahsedecekti var olduğum günlere lanet yokluğuma şükredeceklerdi.. ve en son bir çığlık herkese bedelini ödetmeye yetecekti......

3 Ocak 2011 Pazartesi

kaybolanlardandı...

esiri olmuştuk hepimiz yaşamın.. basit piyonlardık sadece nerede takıldıysa hayat bizi sürüyordu öne kendini kurtarma çabasında.. bir şekilde hep geri kaçtık saklandık korktuk.. zavallıydık aslında hep.. yaşam sürdü bizi aldı  götürdü istediği yere oysa biz hareketsiz kendinden mutlu kalmak istedik.. bomboş kalsın içimiz diye bekledik.. ama hayat öyle bir oynadı ki bizimle ya nefrete bulandık ya aşka ya kızgınlığa ya utanca.. ama hiç mutlu olamadık.. ya yaşam tanıyamadı mutluluğu ya da bizi bir türlü tanıştırmadı onunla bekledik durduk yıllar yılı adıyla avunduk umuduyla yaşadık..acıyı tanıdık öğrendik o arada  kardeş olduk.. acı her türlüsüyle geldi üstümüze.. kıskançlıkla kıskaçlarını savurdu üstümüze,, aşkla sevebilmeyi öğretti,, nefretle kötülüğü gösterdi.. hepsinin altı acıydı varsa yoksa mutsuzluk.. mut neydi hiç bilemedik onunla olamadık mutlu diyemedik kendimize.. bir kalıba sığdırdık bizde mutsuz dedik.. kelime anlamı bile anlamsızdı yabancı gözlerden öğrendik.. kaybolanlardandık biz,, ateşle yokluğu tanıyanlardan kibritle çakmakla hayatı yaşayanlardan.. kendi kendini kül edip yakanlardandık biz.. kendi cezamızı kendimiz kestikte bir ödülü hak göremedik kendimize.. ezilenlerdendik.. yokluk ezdi bizi hiçlik yine yok etti.. bilemedik kendimizi,, göremedik.. sustuk sadece hayat ne getirdiyse onu aldık ve bizden neler götürdü hiç fark edemedik.. karanlıklara özendirdi sonra yaşam bizi..gündüz başkası olup gece kendi benliğimize döndük.. gece yine acıttı.. en çok da kendimiz acıttı kendimizi... çıksak çıkabilir miydik sabahlara bilemedik.. ışık yakardı tenimizi gözlerimiz görmez olurdu dilimiz o  zaman suslara bürünürdü.. iğretiydi zaten sesimiz ne konuşabildik ne konuşmak istedik.. en iyi dinleyicileriydik ama yaşamın.. hep bundandır sevdi bizi.. ama hiç mutluluğa layık edilmedik... yazdık sonra kelimelerimiz can buldu kağıt üstünde.. bir kurşun kaleme verdik sözlerimizi.. yazdı çizdi anlattı bizi.. yalandı belki,, belki gerçek.. hiç bilmeden yazdı tanımadan söyledi.. mutluluğu anlattı önce yaşamadan,, aşka konuştu tanımadan,, sevilmekten bahsetti bilmeden.. ama haykıramadı yine ne kadar sevdiğini.. çığlıklarını kağıtlara bile dökemedi.. yazsa kalemi sayfalar alırdı o hep geriye itti kendini.. gözlerini anlatamadı gülüşünü söyleyemedi bakışı dokunuşu sus oldu.. sustu,, kimse görmedi kimse bilmedi.. sonra herkes anladı herkes hissetti.. bir ona dokunmadı acılar bir o görmedi,, bilmedi,, anlamadı,, hissetmedi.. yakınındaydı  mutluluk yaşam onu çekip çekip en uzağa savurdu.. yine kayboldu.. kaybolanlardandı.. saklandı karanlığa ve geleceğini tüketti tek başına...

1 Ocak 2011 Cumartesi

yeni bir yıl...

herkes apayrı bir güzel dilekte bulundu bugün.. içinden geldiğince söyledi kimi,, kiminin ki öylesine edilmiş bir çift sözdü.. sustum yine ben dilekler sanki hep boşaydı.. geçen yıl barındırdığı güzelliklerin hep çıkarmadı mı acısını.. öyle mutlu kahkahalarım oldu öylece de sabahlara kadar hıçkırmadım mı.. artık gönlüm yoruldu savruluşlarından.. yeni bir yıl hiç yeni bir yaşam getirmedi bana.. korkuttu, üzdü, kızdırdı sanki hep.. saçma olgulara açtım ya da ben kapımı.. bir önce ki yıla mutlu girmiş olsan da hüzün kovalar hep seni.. mutsuz girdiğinde bu yıla da mutluluk kovalayacak mı peki?!! nedense hiç sanmam.. acılarla yoğruldu benim yaşantım.. gülerken hüznümü geriye attım ama hep oradaydı.. yaktı yıktı mahvetti beni.. şimdi ellerim daha küçük, tutunamıyorum hiç bir yere ve gözlerim kısıldı göremiyorum dünyayı  bakamıyorum bir türlü ışığa.. gençliğim kuyuya düştü yaşlılığımla avunuyorum.. tek kalan avuçlarımda çocuk yüzüm onu da hep kendim yok ediyorum.. savruluyorum işte hep olmadık şeylere takıntım.. seviyorum,, nefret ediyorum.. onun için ağlayıp ona gülüyorum.. çevremde ki bütün iyi yürekler koparmaya çalışıyorlar beni ondan.. uzaklaş diyorlar unut gitsin bitsin istiyorlar.. bir türlü bitiremiyorum.. yokluğunun çaresi yok bende,, nefretiyle sevgisiyle onun için yanıyorum.. kor ateşler sarıyor etrafımı, çevremde hep onun yüzü gülüşü dokunuşu sarılışı.. bitiremiyorum... onu o kor ateşlere atamıyorum ve kurtaramıyorum kendimi.. battıkça batıyorum,, yandıkça yanıyorum.. ve eriyor ruhum ona.. gözlerine karışa bilmeyi istiyorum.. görmüyor bilmiyor hissetmiyor.. ama iyi yürekler yalanlıyor beni biliyor diyorlar.. acıma tanık olduğunu söylüyorlar.. o zaman gitsin diyorum belki benden de gider o zaman.. gitmez diyorlar,, ateşin içinde ki beni izlemeyi seviyor.. bencilliğine bile söz söyleyemiyorum.. olsun  deyip kabulleniyorum.. nefretim artıkça sevgimde katlanıyor.. bırakamıyorum.. ara sıra gözlerime dalıyor ya huzur buluyorum.. ama acılarım katlanıyor kendi ateşimde hala çırpınıyorum.. bırakmıyor ve bırakamıyorum...
hüzünlü bir yıla başlıyorum.. iyi dilekler ruhuma bir türlü iyi  gelemiyor.. mutluluk peşimde değil benim biliyorum.. ne zaman yakalasam onu kaçıyor benden.. artık bende mutluluğun peşinde değilim.. gençliğin kollarında acılarımla yaşlanıyorummm...bir yıl daha başlıyor ve ben bin yıl daha çöküyorum...