1 Haziran 2011 Çarşamba

bir kitap ki '' Elif ''

hidayete ermek mi denir buna?! bilmiyorum.. kendi içimde hayatın geçişlerindeyim.. çok yalnızlıklar gördüm,, kalabalıklarda boğuldum.. ''Elif'' neydi benim için,, hiç anlamadım...

kendi tutsaklığında geçen bir tren yolculuğunun öyküsü bu kitap.. Paulo Coelho, en sevdiğim yazar, mistik yolculuklarıyla beni özendiren yüce mi denir bilmem eşsiz insan.. nasıl bir yokoluşluk boşluk içimde ki.. her türlüsünü denemeye özendiğim ruhsal geçişler.. önce ki bir yaşamım var mı benim,, neydim kimdim?! sorgular bedenim ruhumu beynim kendi serzenişinde.. ateş çemberine  girip kaybolmak istedim.. ya ruhum boşluğuna takılırsa evrenin?! bu korkularla varmak istediğim noktaya gidebilir miyim?! korkağım bende.. korkmaktan korkuyorum.. kitapta ki Hilal gibi hırçınlıklarıma bürünüyorum.. kaçırıyorum tüm varoluşluğu,, ezerek dünyayı kendimi eziyorum.. ben aynı Hilal gibi birinin yüreğine umut olmak için Türkiye'nin ruhunu taşıyorum.. ve kan hangi noktada akar şimdi,, deriden sızan kırmızı sıvı mıdır bizim yaralarımız?! yüreğimde toplanan kan denizi çare midir buna?! bilmiyorum, ben yaşamıyorum artık.. 'elif' uzakta çünkü ben ne şu andayım ne geçmişte ne gelecekte.. ruhum çoktan kaybolmuş ama gittiği yer boşlukta değil,, gökyüzünde salınır durur, özgür de değil..

gördüğümde gözlerini tanıklık yaptığım aşk  neresinden  tutar avuçlarımın?! bana her anı yaşatacak 'elif' i kim taşır şimdi düşlerinde?! öyle satırlar okudum ki beni varlığa iten ve yokluğa getiren.. özendim kıskandım çaresizliğe yandım.. şimdi sadece 'elif' i arıyorum ben,, aşk ın peşinden koşmak bir parça.. bütüne varmak için ulaşmak gerek 'elif' e..

ben yaşanılası yaşanılmış yaşanılacak bütün anları kovalıyorum şimdi.. 'elif' nasıl tanımlanabilir ruhumda bilmiyorum.. Paulo Coelho nun sözlerine kulak kabartıyorum:


'' Elif'teydim, her şeyin aynı yerde, aynı anda bulunduğu nokta. 
  
Bir pencereden dünyayı ve gizli yerlerini, zamanda kaybolmuş şiirleri ve boşlukta saklanan sözleri seyrediyordum. O gözler bana varlığından hiç haberdar olmadığımız şeyleri söylüyordu; ama vardılar işte, ve bedenle değil, ruhla keşfedilmeye, tanınmaya hazır bekliyorlardı. Hiç telaffuz edilmeseler de kelimesi kelimesine anlaşılan cümleler... Aynı anda insanı hem coşturan hem de boğan duygular...

Karşıma kapılar çıkıyordu; şimşek hızıyla açılıp kapansalar da arkalarında saklananları keşfedebiliyordum-hazineler, tuzaklar, hiç yürünmemiş yollar, asla hayal edilmemiş yolculuklar.''


bu sözlerin bile anlatmaya yetmeyeceğini savunurken yazar nasıl bir duyguda can buluyordu?! tanımlanmıyor benim içinde kelimler.. cevapları bulamıyorum,, yaşamak istiyorum..

okuyun ve görün 'elif' ne yüce yer.. özendirir mi her kalbi benim gibi bilmem.. kalan üç kadından biriyim belki de.. düşünür mü herkes böyle?! aynı acılardan geçtim,, aynı kayboluşluklardayım.. cevap arıyorum,, ruhumu dinginliğe kavuşturmak istiyorum.. ve Hilal kemanını çaldıkça ben sadece yazıyorum......

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder