dionysos... sarhoşluğun,, deliliğin ve şarabın tanrısı... daha nasıl tanımlanabilir ki adım... haz ve acı arasında ki iki uçta gidip gelen ruhum...
3 Ocak 2011 Pazartesi
kaybolanlardandı...
esiri olmuştuk hepimiz yaşamın.. basit piyonlardık sadece nerede takıldıysa hayat bizi sürüyordu öne kendini kurtarma çabasında.. bir şekilde hep geri kaçtık saklandık korktuk.. zavallıydık aslında hep.. yaşam sürdü bizi aldı götürdü istediği yere oysa biz hareketsiz kendinden mutlu kalmak istedik.. bomboş kalsın içimiz diye bekledik.. ama hayat öyle bir oynadı ki bizimle ya nefrete bulandık ya aşka ya kızgınlığa ya utanca.. ama hiç mutlu olamadık.. ya yaşam tanıyamadı mutluluğu ya da bizi bir türlü tanıştırmadı onunla bekledik durduk yıllar yılı adıyla avunduk umuduyla yaşadık..acıyı tanıdık öğrendik o arada kardeş olduk.. acı her türlüsüyle geldi üstümüze.. kıskançlıkla kıskaçlarını savurdu üstümüze,, aşkla sevebilmeyi öğretti,, nefretle kötülüğü gösterdi.. hepsinin altı acıydı varsa yoksa mutsuzluk.. mut neydi hiç bilemedik onunla olamadık mutlu diyemedik kendimize.. bir kalıba sığdırdık bizde mutsuz dedik.. kelime anlamı bile anlamsızdı yabancı gözlerden öğrendik.. kaybolanlardandık biz,, ateşle yokluğu tanıyanlardan kibritle çakmakla hayatı yaşayanlardan.. kendi kendini kül edip yakanlardandık biz.. kendi cezamızı kendimiz kestikte bir ödülü hak göremedik kendimize.. ezilenlerdendik.. yokluk ezdi bizi hiçlik yine yok etti.. bilemedik kendimizi,, göremedik.. sustuk sadece hayat ne getirdiyse onu aldık ve bizden neler götürdü hiç fark edemedik.. karanlıklara özendirdi sonra yaşam bizi..gündüz başkası olup gece kendi benliğimize döndük.. gece yine acıttı.. en çok da kendimiz acıttı kendimizi... çıksak çıkabilir miydik sabahlara bilemedik.. ışık yakardı tenimizi gözlerimiz görmez olurdu dilimiz o zaman suslara bürünürdü.. iğretiydi zaten sesimiz ne konuşabildik ne konuşmak istedik.. en iyi dinleyicileriydik ama yaşamın.. hep bundandır sevdi bizi.. ama hiç mutluluğa layık edilmedik... yazdık sonra kelimelerimiz can buldu kağıt üstünde.. bir kurşun kaleme verdik sözlerimizi.. yazdı çizdi anlattı bizi.. yalandı belki,, belki gerçek.. hiç bilmeden yazdı tanımadan söyledi.. mutluluğu anlattı önce yaşamadan,, aşka konuştu tanımadan,, sevilmekten bahsetti bilmeden.. ama haykıramadı yine ne kadar sevdiğini.. çığlıklarını kağıtlara bile dökemedi.. yazsa kalemi sayfalar alırdı o hep geriye itti kendini.. gözlerini anlatamadı gülüşünü söyleyemedi bakışı dokunuşu sus oldu.. sustu,, kimse görmedi kimse bilmedi.. sonra herkes anladı herkes hissetti.. bir ona dokunmadı acılar bir o görmedi,, bilmedi,, anlamadı,, hissetmedi.. yakınındaydı mutluluk yaşam onu çekip çekip en uzağa savurdu.. yine kayboldu.. kaybolanlardandı.. saklandı karanlığa ve geleceğini tüketti tek başına...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder