2 Ekim 2013 Çarşamba

unutulmak..

Dolabı açtı.. unutulmuşlukları kalmıştı içeride.. neydi unuttuğu onu da unuttu.. sustu ağladı.. kaderine yandı.. bir kez daha bir kez daha ve bir kez daha.. oysa öyle güzeldi ki hayat.. uzaktı acıdı canı.. yandı yandı yandı.. sonra kime yandığını şaşırdı.. anlamsızdı işte.. o kadar anlamsızdı ki bir sürü anlam çıkardı.. küçük bir kız yüreğinde çocukça davrandı.. ağladığı günleri hesapladı oturdu tek tek notlar yazdı ama bulamadı.. nerede başlamıştı kendini kaptırmışlık çıkaramadı.. hayat çok acımasızdı.. şimdi yoktu aradı arandı bulamadı.. unutmamıştı hiç unutamayacaktı.. ama fark etti unutulmuştu.. boşuna mıydı az da olsa yanmışlık.. kül olamadı.. hiç olmamıştı ki.. nereden baksan tek düzelikti hayat.. not defterlerinde kaybetti kendini, tutanaklara yazıldı da adı.. tek bir yere yazılamamıştı.. oysa güzel olacaktı her şey.. arandı arandı bulamadı.. en kötüsü arayamamaktı.. bir ses duydu duyduğunu sandı.. yok değildi.. kalp gürültüsünden başka bir şey çalmadı kapısını.. evet biliyordu ikinci bir kalbi vardı.. artık atamıyordu.. çünkü gitti terk edilmişliğine yandı bulamadı.. susadı o kadar çok susadı ki dindiremedi yokluğunu.. deniz yoktu göller uzaktaydı su birikintileri çamurdan başka bir şey değildi.. bozkırda yolunu kaybetti.. bulamadı arayamadı..  oda kapısını çalmadı..


Unuttu hani unutmazdı unuttu.. belki daha iyiydi.. ama o bunu anlamadı anlamak istemedi.. bekledi bekledi bekledi.. intiharın eşiğiydi beklemek.. beklemek hep zor gelmişti ona.. sabredemedi.. ama arayamadı.. oysa bir ses tonuydu istediği.. bir gülme sesi.. bir dalga sesi.. bir balıklama atlama.. bir bol yıldızlı gece.. gemilerden bir selam.. tepeye tırmanış.. o kadar çok istemişti ki.. bir uyku dalgınlığı arabada..  oysa yoktu.. bitmişti her şey gibi herkes gibi oda gitmişti.. çözemedi hatırasını.. ne vardı elinde bilemedi.. unutmamıştı işte unutulmuştu.. tatlı güler yüzlü güzel insan olamamıştı…

1 Ekim 2013 Salı

otuzeylüller..

bir şiirden öte belki bir şarkı.. mısralara sığmayan bir deneme.. uzun bir öykü.. sayfalarca roman.. hangisi anlatır hayatı.. neye ne kadar sığdırabiliriz ki tüm duyguları.. yastık altına tıkıştırsak belki dolabın en gizli köşesine.. bulunabilir mi anlaşılabilir mi yılların nasıl geçtiği.. öylesine.. tutunarak, sahip çıkarak, güvenerek.. ne denir bunun adına.. eylülün otuzunun unutulup geçilmesine ne denir.. oysa ki hayat bir alarm ötesi.. bir hatırlama melodisi.. şimdi nerede kayıp gün, gitti.. anılarda kaldık biz.. biriktirdiğimiz onca anıda.. iki yılın en güzel mevsimlerinde kaldık biz.. durmadan duraksamadan.. tökezlemelerle yaralanmadan.. kışa girerken her yeni doğan yılda daha da sarılarak.. ömürlerimiz birleşti bizim.. ömrün ömrüm oldu ki çoğaltarak büyüttük birbirimizi.. ilk 'bize nolcak' lardan geçip bize ne olamayacağını bulduk.. hasretle özlemle büyüttük.. en büyük buluşmalarda erittik kendimizi.. aynı yoldan yürüdük.. şaşmadan inancımızla.. ve hep aynı basamaklara basmak ister gönlüm.. unutsakta ilk basamağı.. biz ilkiz.. ben ilkim.. biliriz ki düşmemeyi.. tutunarak tekrar birbirimize biliriz ki otuz eylülleri daha da unutmamayı.. hele de gece saat üçse aynı heyecanla yine birbirimize sarılmayı... korkmadan, usanmadan, bıkmadan..

şimdi ekimin zillerini çalarken hayat, üçüncü yılın ismi söylenir kitap başlıklarında.. daha bomboşken içi gülücükler yerleştiririz her sayfaya.. hangi mevsim geçerse geçsin hep birlikte gülelim diye hayata...