11 Aralık 2010 Cumartesi

kar'ın alameti...

karın beyazlığı büründü gözlerime, hiçbir ayak izi olmadan. doğa adeta reddetmiş  insanı, masumluğuna hiç leke düşürmemiş.. toprağını gizlemiş en saf örtüyle, ağaçlarını süslemiş, soğuğun üstüne biraz da sıcak eklemiş. doğa bugün kendini temizlemiş... yine de mutluluklar saramamış bir türlü, korkuları karanlığı getirmiş. insanoğlunu durduramamış, her adımda biraz daha mahvedilmiş...
yaşam şimdi doğanın renkleri.. önce kuru topraktan  çamura taşınan sonra her şeyi gizlercesine beyaza bürünen. şimdi bembayaz yaşam; peki ya masum mudur? altında saklar bütün pisliklerini, geçmişin kirlilerini taşır, yalnızlığın gölgesini barındırır. ve ne kadar masum olduğunu düşünürse düşünsün yaşam, o hep suçludur.. hiç kimseyi  beyaz yapmaz, karaltılar herkesin üzerindedir; griye çalan bir tondur yaşam, siyahını hep gizler..
işte şimdi gözlerimde ki beyaz, geçmişle karıştı.. üzerine bir damla kan akıttı ve tüm cesetlerim beni sardı. yorgunluk yayıldı vücudumun her zerresine soğuk diriltmedi beni daha da öldürdü.. şimdi ne zaman kara baksam katillerimi görürüm ve ne zaman karda bir rüzgar esse başımdan,, kan kokusu gelir aklıma....

3 Aralık 2010 Cuma

yaşamı anlamak...

gece deli divane olmuşsa sana ve içine biraz hüzün eklenmişse yaşadığını anlarsın.. önce  geceye dalar gözlerin karanlıklar daha da netleştirir hayatı ve artık bilirsin, kuşlar nasıl çırpar kanatlarını, anlarsın tüm vazgeçişleri ve sonra gelen tüm çabaları.. gece sana adamışsa kendini en açık en ayıp yerlerini gösterir yaşantının ve bilirsin en gizli en saklı duyguları, görür gözlerin toz bulutu içinde yaşananları.. ve üzülürsün,, ağır gelmeye başlar anlamak her şeyi ve bilgi kavurur kendini en son seni yakar.. canın acır, canın erir ve can birden kaybolur.. hüzünler doğrultmaz seni ezdirir hayata kendine ezdirir.. beyninde dolaşan tüm tilkiler kaçar hüzün seni bilinçsiz kılar ve şeytan işte o zaman oynar kendi oyununu dans eder geçmişinde ve yaralar geleceğini şeytan seninle alay eder.. o an fark edersin işte yaşamın ne olduğunu iyinin ve kötünün varlığını o an asıl sen bilirsin her şeyi hüznün ve mutluluğun tadını.. ve ikisinden de azar azar alırsın ya anlarsın yaşadığını.. nefes alışın mutluluktur senin dağılır tüm vücuduna, sevinçler yayar tüm içine, enerji dolarsın.. her verdiğinde nefesi hüzün yoklar seni bir dokunur geçer ama hep farklıdır dokunduğu yer, hep farklı yerlerden acıtır.. sen aslında her nefes verişinde farklı bir acının tutsağı olursun ve hiç bir nefes alış geçirmez bedeninde ki sancıları, bir türlü kurtulamassın.. tek bildiğin yaşamaktır ve tek anladığın her mutluluğun sonu acıyla biter... ve acı olmassa şu hayatta mutluluğa hiç yer yoktur...